YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO. Okumaya devam et

Aynı Ürünü Rakibinden Daha Ucuza Alabilirim

Aynı Ürünü Rakibinden Daha Ucuza Alabilirim
Kayhan Yıldırım
Kaynak: http://www.muzakerebecerileri.com/blog/2016/4/22/ayn-rn-rakibinden-daha-ucuza-alabilirim

Dünya ekonomisi belki de tarihinin en ilginç dönemlerini yaşıyor. Arka arkaya yaşanan ekonomik krizler, alıcıların ellerinin daha sıkı olmasına ve daha sert indirim taleplerinde bulunmalarına yol açtı. Elleri güçlendi… Artık biliyorlar ki; pazar, alıcıların pazarı…

Zaman, alıcı ile satıcı arasındaki gücü, en azından dengelemek için çaba gösterme zamanı. Sert taktikler, blöfler, bel altı vuruşlar ve gereksiz masadan kalkışlar zamanı değil… Herkesin kazanabileceği, beraber oturup akıllıca konuşulduğunda, herkesin en iyi çıkarlarının sağlanabileceği satış müzakereleri yapmak mümkün.

Son zamanlarda yapılan araştırmalar ve kişisel deneyimler bizlere, müzakere ve satış konularında bir kaç ortak noktaya, acilen çözüm bulmamız gerektiğini gösteriyor:

Giderek artan fiyat odağı (sürekli indirim talebi)
Giderek artan metalaştırma (zaten ürünler aynı)
Giderek artan sadece fiyat odaklı müzakereler

Bu üç soruna da, hızlıca çözüm bulmak ister misiniz?

Müşterilerden, şu cümleleri sık sık duyuyoruz;

Daha hızlısını buldum…
Daha ucuza alabilirim
Daha iyi bir teklif aldım
Şirket içinde hallediyoruz
Rakibiniz daha iyi
Müşteriler her zaman ürününüzü/hizmetinizi diğerleri ile karşılaştıracaklardır. Yani anlaşamazsak, farklı alternatiflere ulaşabileceklerini söylemektedirler. Onlara göre tüm ürünler/hizmetler aynıdır. Amaçları, ödün vermenizdir. Okumaya devam et

Pazarlama ve Satışçılar İçin Renklerin Sırrı

Pazarlama ve Satışçılar İçin Renklerin Sırrı
Emrah Altuntecim
www.satispsikolojisi.com

Bu yazımı okuduktan sonra hayatınızda bazı yenilikler yapma ihtiyacı duyabilirsiniz. Kiminiz gardırobunu güncellemek isteyebilir, kiminiz mevcut kıyafetlerinizin nasıl kombine edebileceğinizi düşünebilir, kiminiz sevdiklerinizi onore etmeyi planlarken kiminiz ise kendi algı dünyasını analiz etmek isteyebilir… Bazılarımız ise pazarlama ve satış konusunda inovatif adımlar atmak da isteyebilir, köklü bir yenilenmeye ihtiyaç duyabilir. Ancak herkesin ortak deneyimi belki de şu olacak; makaleyi tamamladığınızda eğitim ve seminerlerimden sonra katılımcıların duyduğu heyecanın bir benzerini sizde hissedeceksiniz. Renklerin diğer duyu organları ve uyaranlar ile etkileşimi gibi ilginç noktaları da keşfetmek isterseniz “Satış Psikolojisi” isimli kitabımızı edinmeniz isabetli olacaktır.

Evet… Renkler hakkındaki düşünce yolculuğumuza başlayabiliriz…
Tabiattaki renkler; manyetik dalga olan ışığın değişik dalga boylarında algılanır. Değişik ışık tonlarında açıklık-koyuluk farklılıkları algılanır. Örnek vermek gerekirse; mavi renk retinanın hemen önünde odaklanır, bunun sonucunda ise mavi renk uzaklaşıyormuş hissini uyandırır. Renk spektrumunun kırmızı ucunda yer alan renkler ise retinanın arka kısmında oluşur ve bu nedenle baktığınızda kırmızı rengin üzerinize doğru geldiğini hissederiz. Okumaya devam et

Çok çalışarak çok üretmek mi yoksa yaratıcı üretmek mi?

Çok çalışarak çok üretmek mi yoksa yaratıcı üretmek mi?
Raci Cihan Şener

calisma3-300x187İsveç’te günlük mesai 6 saate iniyor
Çok yoğun çalışma saatlerine sahip bir toplumun bireyleri olarak bu başlık bazılarımızı şok etmiş olabilir. Halbuki sadece 150 – 200 yıl önce yani 19.yüzyılda Sanayi Devrimi zamanında işçiler günde 14 – 16 saat arasında çalışırlardı. O zaman onlar işçi olarak bile adlandırılmazlar, elleri ile yapmış oldukları işlerden dolayı onlardan “eller” diye söz edilirdi. Bu insani olmayan uygulamaya ilk defa Britanya’da karşı çıkılmış ve çalışma saatleri 8 saate düşürülmüştür. Teknolojik gelişmeler neticesinde çalışanlar daha kısa zamanda daha çok değer üretebilmeye başlamışlardır.

Çok çalışmak mı – verimli çalışmak mı ?
Şöyle bir iş yaşantımızda geçirdiğimiz zamanları düşünelim. Çalışma sürelerimiz kısalsa mevcut işlerimizi yetiştiremez miyiz? Aslında sormak istediğim şey günün ne kadarlık bir bölümünü verimli kullanabiliyoruz? Bu verimliliği arttırsak, çalışma saatlerimizi kısaltmanın yolunu bulmuş olmaz mıyız? Okumaya devam et

Satışçıların Performansını Arttırmak İçin

Satışçıların Performansını Arttırmak İçin…
Emrah Altuntecim
Yönetim Danışmanı, Eğitmen ve Yazar

Satışta kilit nokta satışçıdır. Ancak özellikle büyük markaların mağazalarını gezdiğimde satışçıların şirket yöneticileri tarafından çok da önemsenmediklerini üzülerek görüyorum. Mağazalar tasarlanırken mağaza personelin performansı pek de göz önüne alınmıyor. Aşırı aydınlık mağazalar gördüm, satış danışmanların gözleri aşırı ışığa maruz kaldıkları için kan çanağına dönmüştü. Mağazalar gördüm, personelin dinlenebileceği bir alan yok, mağazalar gördüm küçük de olsa bir mutfakları ve hatta bir su ısıtıcıları veya buzlukları bile yok. Mağazalar gördüm tuvaletleri yok! Benim temel prensiplerimden biri şudur: “Mutlu etmek için önce mutlu olacaksın.” Bizler mutsuz insanlardan diğer insanları mutlu etmelerini bekliyoruz ve sonuçta da mutsuz oluyoruz. Çalışanlarına değer veren firmaların ise çalışanları daha mutlu.. Çalışanlar da müşterilerin mutluluğu için doğal olarak sonuna kadar gayret sarf ediyorlar. İşim matematiği kısaca şudur: Çalışan mutluluğu=Müşteri Mutluluğu. Çalışanına değer vereceksin ki çalışanların da müşterilerine hak ettiği değeri tüm içtenliği ile sunabilsin. Bunun için de bir ermiş ya da filozof olmak gerekmiyor. Önce yöneticilerin manevi yönlerini kuvvetlendirmeleri, kişisel gelişim seminerlerine katılmaları, mesleki eğitimlerle bilgilerini tazelemeleri ve yüreklerindeki insan sevgisini personelleri ile paylaşmaları gerekiyor. Kölelik dönemi bitmesine rağmen kurumsal kölelik devam ediyor. Siz bu kölelik sisteminin bir çarkı olmamalısınız, mağaza çalışanlarının dünyanın en fedakar insanları olduğunu unutmayın. Gerçekten de yapılan araştırmalar mağazacılığın dünyanın en zor ilk 10 mesleğinde biri olduğunu gösteriyor. Bu işi yapan insanlar hobilerine zaman ayırmakta zorlanıyor, yeterince okumuyor, çoğu aile bile kurmakta zorlanıyor. Siz ayaklarınızı uzatıp TV’de Güldür Güldür Şov’u keyifle izlerken mağazacılar günün en stresli işlerinden biri olan kasa kapatma işlerini yapıyor, mağazayı derleyip topluyor.. Siz bu insanlara “müşterilere neden gülümsemiyorsunuz?” diye sorduğunuzda size verecekleri onlarca cevap olabilir.. Dolayısıyla mağaza atmosferine mağaza çalışanlarına yardımcı olabilecek, onların daha sağlıklı ve neşeli bir psikoloji içinde çalışmalarına yardımcı olacak fiziksel koşulları mağaza atmosferi içine dahil etmelisiniz. Okumaya devam et

“Bu Fiyatlar Galakside Yok” Kampanyası

Uluslararası bir marka olan McDonald’s, başarısının sırrını ‘global düşünüp yerel davranabilmek’ olarak değerlendiriyor. Her ülkenin öncelikleri, beklentileri ve hassasiyetleri farklı. Dolayısıyla müşteri odaklı yapısıyla McDonald’s bu farklılığı anlayacak şekilde araştırmalar ve gözlemler yapıyor.

McDonald’s Türkiye, bir süredir içinde bulunduğu değişim ve dönüşüm sürecinde, işte bu noktadan hareketle pazarlama stratejisinde de bir değişime gitti. Bu yenilenme stratejisinin odağına gençleri koyan McDonald’s, son dönemdeki reklam filmlerinde gençlerin sevdiği, yakından takip ettiği ve ilham aldıkları kişiler ile işbirliği yapıyor. Okumaya devam et

İkna Teknikleri Taktik; Gizli Hipnotik Dil Kalıpları

İkna Teknikleri Taktik; Gizli Hipnotik Dil Kalıpları
Nilay Karagülmez Abamor
Kaynak: http://www.indensebb.com/2012/04/makale-ikna-teknikleri-taktik-gizli.html

1Karşınızdaki insanın ruh halini, dilediğiniz yöne çekmenizi sağlayacak özel, sözel sırlar vardır. Hipnotik Dil Kalıpları kavramının kökeni varsayımlardan oluşur. Bu sözlerinizin ardında gizlenen, asıl niyettir.
Örneğin; ‘Sanırım hızlı okuma yeteneğin sayesinde bu kadar çabuk öğreniyorsun’ dediğinizi düşünelim. Bu cümledeki varsayım, hızlı öğrenmeyi sağlayan bir şeyler olduğudur. Bu da tahminen hızlı okuma yeteneğidir.
Bu örtülü varsayımların Hipnotik bir gücü vardır. Genellikle, dikkatle kurulmuş cümlelerde, karşıdaki insanın beyninin hemen farkına varacağı ve sorgulamadan kabulleneceği bir çok varsayım bulunur.
Bir başka örnek daha vermek gerekirse; ‘Bu özel rapor üzerinde çalışmaya başlamadan önce bir şeyler atıştıralım, olur mu?’ Bu cümlede, söz konusu kişinin o ‘özel rapor’ üzerinde çalışacağı varsayılmaktadır. Bu arada, cümlenin sonundaki ‘olur mu’ ya dikkat ettiniz mi? Bu, genellikle başın evet anlamında yukarı aşağı sallanması eşliğinde kullanılan bir yönlendirme tekniğidir. Karşınızdaki insan bu isteğinize genellikle onay verecektir.
Hipnoz araştırmaları yapan insanlar, bir insanı belirli ruh hallerine sokmanın, hipnozcunun dilediği şey hakkında düşünmeye başlamasını (ürününüzü satın almak, sunduğunu hizmetlerden yararlanmak, sizin adayınıza oy vermek, projenize yardımcı olmak) sağlamanın çeşitli yöntemleri bulunduğunu tespit etmiştir.
Bir şeyi hayal etmek, o şeyi elde etme ya da ondan uzak durma sürecinin ilk adımıdır. Ardından, bize ürünlerimizi ya da hizmetlerimizi satın alma, önerimize onay verme, o andaki hedefimizi gerçekleştirme konusunda ne yapmayı düşündüklerini anlatmalarını isteriz.
Okumaya devam et

Arçelik Geri Dönüşümü Sanat ile Buluşturuyor!

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuna sahip Arçelik geri dönüşüm  konusunda farkındalık sağlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde çok özel bir sergiyi hayata geçirdi ve geri dönüşümü sanat ile buluşturdu. Bu sergi ile Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserlerine dönüştürüldü.  Arçelik, bu proje ile geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekmiş oldu.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

WhatsApp Uygulamasını Bir Pazarlama Aracı Olarak Kullanmak

WhatsApp Uygulamasını Bir Pazarlama Aracı Olarak Kullanmak
Dr.Zeki Yüksekbilgili

whatsapp-logo2016 yılında pazarlamada yaşanacak değişimleri paylaşırken “tüketicileştirme” yani bireysel teknoloji ürünlerinin çalışanlarca kurumlar içerisinde de kullanılmaya başlanması ve kurumların vazgeçilmezi haline gelmesi konusunu tüm mecralarda tartışmıştım. Akıllı telefonlar ve tabletlerin kullanımının yaygınlaşması hatta vazgeçilmez olması ile Skype ve WhatsApp gibi yazılımların kurumlardaki teknolojik değişimin en büyük etkenleri olacağını öngörmüş ve tüketicileştirmenin pazarlamayı özellikle de mecraları değiştireceğini söylemiştim. Bu yazımda da tüketicileştirmenin pazarlamaya uyarlanmasına bir örnek oluşturabilecek, tamamen ücretsiz ve etkin bir uygulamayı bu bakış açısı ile inceleyeceğiz; WhatsApp uygulamasının bir pazarlama aracı olarak kullanılmasını…

Facebook’un 19 milyar dolara satın almasının ardından daha da büyüyen WhatsApp, dünyanın en popüler mesajlaşma servisi haline geldi. Dünya genelinde 800 milyondan fazla aktif kullanıcıya sahip WhatsApp uygulaması Android’de bu zamana kadar en çok indirilen 5’inci uygulama olma unvanına sahip. WhatsApp’ta günde 30 milyar mesaj gönderiliyor ve alınıyor. Günlük gönderilen sesli not sayısı ise 200 milyonu buluyor. Uygulamayı indiren ve yeni kayıt olanların sayısı ise günde 1 milyon. Birçok ülkede kullanıcılar haftada ortalama 195 dakikayı uygulamada geçiriyor. Üstelik uygulamanın diğer kanallara göre önemli avantajları var; Okumaya devam et

Özgür Müşteri

Özgür Müşteri
Fatih Gümüş

İnsanların alış-veriş davranışlarını onlarca hatta yüzlerce değişkeni dikkate alarak ve işe koşarak inceleyen bilim adamları, neredeyse istisnasız müşterinin en özgür olduğu anı alış-veriş yaptığı an olarak işaret ederler. Gerekçe olarak ta şöyle söylerler: para harcayan müşteri en özgür müşteridir. Çünkü para insana, başkalarına hükmetmeyi sağladığı veya başkalarının istendik yönde ilgisini kazandırdığı için sahibini özgürleştirir. Pekiyi, bu söylem haklı mı? Bakış açısına göre değişmekle birlikte günümüz dünyasında işleyen düzen açısından kısmen haklı denilebilir.
Kısmen denilmesinin nedeni, müşterinin bilinen bilinmeyen pek çok yöntemle istediği gibi alış-veriş yapma özgürlüğünün kısıtlandığı gerçeğidir. Zira adına teknik, taktik, strateji denilen ve amacı müşteriyi iradesinin dışına çıkartarak satın almaya zorlayan pek çok yöntem müşteriyi sözde özgür müşteriye dönüştürmektedir.
Örneğin bir özgür müşteri alış-veriş sırasında şunlarla karşılaşabilir: Okumaya devam et