2017 Yılı Pazarlama Trendleri

2017 Yılı Pazarlama Trendleri
Dr.Zeki Yüksekbilgili

http://www.zeki.yuksekbilgili.com

Her yıl olduğu gibi, bu yıl da pazarlama trendlerinin neler olacağını içeren bir yazı yazmak gerekti, zira çevremde birçok kişi bu soruyu daha şimdiden sormaya başladı bile…
2017 yılında pazarlamada aktif olarak konuşacağımız yeni trendleri sıralamaya başlamadan önce, Socialnomics’in yazarı Erik Qualman’ın 2017 yılı ile ilgili söylediklerini hatırlamakta yarar var;
• Dünya nüfusunun yarısından fazlası 30 yaşının altında.
• Milenyum neslinin %53’ü “koku duygunu mu, teknolojini mi (internet, cep telefonu, bilgisayar vb.) feda ederdin?” sorusuna “koku duygumu kaybetmeyi tercih ederdim” diye yanıt veriyor.
• 2016 yılı sonu itibari ile Satın alma kararlarının %93’ü sosyal medyadan etkileniyor.
• 2018 yılında mobildeki her şeyin 2/3 si video olacak.
• 2016 yılı itibari ile mobil cihazı olan insan sayısı, diş fırçası olan insan sayısından daha fazla.
• Artık her üç evlilikten biri onlineda başlıyor.
İşte böyle bir dünyada pazarlama trendlerinin dijital pazarlama ile ilgili olması da kaçınılmaz! Gelelim asıl konumuza; işte 2017 yılında etkin olacak pazarlama trendleri;
• Uzun zamandır tartışılan sosyal medyada olmak konusu artık tamamen sonuçlandı; pazarlama yapan hiçbir organizasyon için sosyal medyada olmak ya da olmamak diye bir seçenek yok. Bu günün dünyasında tek seçenek “sosyal medyada aktif olmak”.

• Video kullanımı ve videonun etkisi artmaya devam edecek. Hedef kitlenin dikkatini çekmek için kısa, farklı videolar daha da önem kazanacak.

• Kişiselleştirme daha da önem kazanacak. Artık pazarlama kampanyaları –elde edilen büyük verinin da etkisiyle- daha fazla kişiselleştirilebilecek. Böylelikle, markalar mesajlarını daha özel hedeflemeler ile vererek doğru kitleye ulaşmalarını sağlayabilecekler.

• Kişiselleştirmenin bir adım ilerisi ise lokasyon bazlı pazarlama olacak. Hedef tüketicilerin yerleri belirlenerek, onları hemen harekete geçirecek yakınlarındaki organizasyonların etkin pazarlama faaliyetleri her gün daha da fazla kullanılacak. Bu sayede pazarlamacılar hem pazarlama yatırım geri dönüşüm oranları arttırmayı hem de dönüşüm oranları artışı ile karlılıklarını arttırmayı başarabilecekler.

• Sanal gerçeklik ve arttırılmış gerçeklik daha da önem kazanacak. Özellikle sanal gerçekliğe imkan veren işlemci gücü artışı ile bu araçların pazarlama faaliyetleri için kullanımı artacak, birçok konvansiyonel pazarlama kampanyası sanal gerçeklik ile desteklenecek. Örneğin en klasik konut satışında bile, konut firmaları müşterilerine projeyi sanal gerçeklik araçları ile dolaştırabilecek. Arttırılmış gerçeklik (gerçek dünyadaki çevrenin ve içindekilerin bilgisayar tarafından üretilen ses, görüntü, grafik ve GPS verileriyle zenginleştirilerek meydana getirilen canlı, doğrudan veya dolaylı fiziksel görünümüdür) kullanımı ile alışveriş uygulamaları, tüketicilerin ürünü almadan önce sanal ortamda denemesine imkan sağlayacak.

• Mesajlaşma aplikasyonları yeni bir reklam mecrası olarak karşımıza çıkacak. Son dönemde Whatsapp ile hızla yükselişini sürdüren mesajlaşma geleneği Facebook’un Mobil Messenger’ı, Snapchat, WeChat gibi uygulamalar ile devam ediyor. 2017 yılında bu uygulamaların sayısı ve içerisindeki reklam alanlarının artacak.

• Mobil uygulamalar ve mobil uygulamalardaki mobil ticaret satışlarının payı artmaya devam edecek. Bu sebeple, mobil uygulamalar geliştirmek pazarlamacıların en sık kullanacağı silahlardan biri olacak.

Siz bunlara ne kadar hazırsınız?

Sosyal Medyada Müşterilerin Katılımının Marka Değeri Üzerine Etkisi Nasıldır?

Sosyal Medyada Müşterilerin Katılımının Marka Değeri Üzerine Etkisi Nasıldır?

Sezgin Koyun
https://www.sezginkoyun.com

İşletmelerde müşteri katılımı, müşteri sadakati ve marka eşitliği yaratmanın anahtarı olarak görülmektedir (Patterson ve diğerleri, 2006; Passikoff ve Schultz, 2007). Etkili bir pazarlama iletişimi, algılanan marka değeri, marka sadakati, marka birliği ve marka bilinirliğinin artmasında pazarlama stratejilerine yardımcı olacaktır. Oysa sosyal medyada “izlemek, paylaşmak ve yorum yapmak” marka bilincini ve aynı zamanda marka imajını yaratan faaliyetlerdir. Ayrıca, Schivinski ve Dabrowski (2015), sosyal medyada “firma tarafından yaratılmış” ve “kullanıcı tarafından oluşturulan” etkilerinin marka üzerindeki etkilerini göstermiştir. Buna göre, işletme tarafından üretilen bilgilerin yalnızca algı üzerinde etkisi vardır; bu arada, kullanıcı tarafından oluşturulan içerik marka bilinirliği, marka sadakati ve algılanan marka kalitesi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir (Schivinski ve Dabrowski, 2015). Bu nedenle, müşteri katılımı marka sonuçları için gerçekten önemlidir.
Okumaya devam et

Karşılıklılık İlkesi

Karşılıklılık İlkesi
Dr.Öğr.Üyesi Zeki Yüksekbilgili
http://zeki.yuksekbilgili.com

1974 yılında bir sosyolog olan Phillip Kunz, evine gelen yılbaşı tebrik kartlarından esinlenerek bir deney tasarladı [1], civarında oturan, hiç tanımadığı 600 ailenin adreslerini tespit etti ve bu ailelere her yılbaşı el yazısı ile tebrik mektupları yolladı. Sonuçlar ilginçti; önce 15-20 daha sonra 200 aileden cevap gelmeye başladı. Cevaplar detaylıydı –bazen 3 hatta 4 sayfa-, aile ile ilgili fotoğraflar içeriyordu. Kunz, tamamen yabancı bir kişiye niye bu kadar özel bilginin yollandığını, niye bu kadar detaylı yazıldığını incelemeye başladı.

Kunz’un cevabı ise, Arizona State Üniversitesinde çalışan Robert Cialdini tarafından verilmişti; karşılıklılık ilkesi. Kısaca tanımlamak gerekirse, İnsanlar iyiliği iyilikle karşılama, kendilerine yapılan bir hoşluğu karşılıksız bırakmama eğilimindedirler. Dolayısıyla bizler, kendimize yapılan iyiliği iyilik ile karşılarız, bize doğum gününde hediye alan arkadaşımıza biz de hediye alırız, bize kutlama mesajı yollayan arkadaşlarımıza biz de kutlama mesajları yollarız.
Okumaya devam et

Biz Nerelerdeyiz?

Biz Nerelerdeyiz?

Dr.Öğr.Üyesi Zeki Yüksekbilgili

http://zeki.yuksekbilgili.com

Pazarlamadaki gelişmeler büyük bir hızla devam ediyor. 2015 yılında Philip Kotler’in “Pazarlama 4.0” kitabında ortaya koyduğu gibi, yeni bir döneme çoktan girdik, girdiğimizi biliyoruz ama şirketler olarak hala gereklerini yerine getirmiyoruz…

Önce çok hızlı bir özet, “nasıl buraya geldik?” sorusunu cevaplayalım;

Pazarlamanın ilk aşaması sanayi çağında ortaya çıkan Pazarlama 1.0 olup; temel olarak hedef pazardan ihtiyaç ve talepleri dikkate almadan ürün satmaya odaklanıldığı için ürün odaklı bir yaklaşım olarak tanımlanabilir.
Okumaya devam et

Pazarlamada Öne Çıkan Trendler

Pazarlamada Öne Çıkan Trendler

Dr.Zeki Yüksekbilgili

http://zeki.yuksekbilgili.com

Son 10 yıl, hem işletmeler hem de bu işletmelerdeki pazarlama profesyonelleri için gerçekten çok hızlı geçti. Birçok yeni teknoloji, trend, uygulama hızlı pazarlama dünyasına girdi, birçoğu da hızlı bu dünyadan ayrıldı. Bu yazımda, belirttiğim hızlı değişim süreci içerisinde özellikle 2019 yılında pazarlama profesyonellerinin takip etmesi ve mevcut işlerine entegre edebilmeleri için çaba göstermeleri gereken temel trendleri sizlerle paylaşmak istedim. Okumaya devam et

Gönül Payı

Gönül Payı
Dr.Zeki Yüksekbilgili

http://zeki.yuksekbilgili.com

Dünya hızla değişiyor, o kadar ki bilginin yarı ömrünün 10 yıl olduğunu kabul etmeye başladık, yani öğrendiğimiz bir bilgi 10 yıl içerisinde geçerliliğini yitiriyor. Bu süreç içerisinde, bu kadar değişimin hızla yaşlandığı bir dünyada pazarlama da gelişmelere ayak uydurabilmek için sürekli değişim içerisinde…

Hızla pazarlamada gerçekleşen büyük değişimlere baktığımızda aslında pazarlamanın 4 farklı evreden geçtiğini söyleyebiliriz;

Pazarlama 1.0:
Pazarlamanın başlangıcı sayılan bu dönemde ürünün merkezdedir. Bu dönemde üretilen her türlü ürün ve hizmet rahatlıkla satılabilmektedir, zira kıtlığı çekilen ürün veya hizmetlerdir. Önemli olan ürün ya da hizmeti üretebilmektir. Çok basit kitlesel pazarlama çabalarıyla ürün ve hizmetler satılabilmektedir. Okumaya devam et

Satış ve Psikolojik Faktörler

Satış ve Psikolojik Faktörler
Emrah Altuntecim

Neden alışveriş yaparız? İhtiyacımız olduğu için. Bazense istediğimiz için… İhtiyaç mı, istek mi? Her zaman bunu anlamak, ayrıştırmak mümkün değil ancak bu yazıyı okuyan herkes alışveriş yapıyor. Satın alınan ürünleri ve hizmetleri de birileri bize satıyor. Satış profesyonelleri de alışveriş yapıyor. Adı üstünde; Alış ve veriş! Sonu olmayan bir döngünün bir parçasıyız. Kainatın tüm döngüsü gibi bizim yaşamımız da alışveriş döngüsüne tabi olarak devam ediyor. Ancak bu döngünün kurallarını bilenler daha fazla zenginleşiyor ve güçleniyor. Kuralını bilmeden hayatını sürdürenler ise çoğunluktalar ve başarılı insanlara gıpta ile bakıyorlar. Kuralları tanımayanlar ise sistemle aralarında ortaya çıkan gerilim nedeni ile var olan güçlerini kaybediyorlar, varlıklarını aşındırıyorlar.
İnsanlar ne satın alırlarsa alsınlar, aldıkları ürünlerin çoğunda yalnızca fizyolojik ihtiyaçlar değil, psikolojik nedenler de söz konusudur. Psikolojimiz, davranışlarımıza yön vermektedir. İnsan davranışlarının önemli bir kısmı psikolojik nedenlere dayalıdır.
Bizler insan psikolojisinin satın alma ve satabilme becerilerini şekillendiren ana faktör olduğunu düşünüyoruz. İnsan psikolojisini etkileyen diğer faktörlerle beraber satış sürecini bir bütün olarak görüyoruz. O halde hem bir bilgi derlemesi, hem de bir deneyim paylaşımı olarak satışı etkileyen faktörleri ele alalım. Öncelikle psikolojik faktörlerle başlayalım: Okumaya devam et

Satışta Beden Dili

Satışta Beden Dili
Yrd.Doç.Dr.Zeki Yüksekbilgili

http://www.zeki.yuksekbilgili.com

Satışta en temel şey, satıcı ile potansiyel alıcı arasında öncelikle güven kurulmasıdır. Bu güvenin kurulmasında en önemli etkenlerden biri kuşkusuz beden dilidir. Zira Mehrebian’ın yaptığı bir araştırmaya göre, 20 dakikalık bir iletişimde sözcüklerin %10, sesin %30, beden dilinin ise %60 etkili olduğu ortaya koyulmuştur.
Dolayısıyla beden dili, satış işi ile uğraşanların muhakkak kontrol etmesi gereken en temel etkendir. Bu yazımda, satıcıların beden dili ile ilgili dikkat etmeleri gereken konuları özetlemeye çalıştım.
Okumaya devam et

Mükemmel Sunumlar Yapmak İçin Tüyolar

Mükemmel Sunumlar Yapmak İçin Tüyolar
Yrd.Doç.Dr.Zeki Yüksekbilgili
Pazarlama Danışmanı ve Eğitmen
www.zeki.yuksekbilgili.com

İş hayatımızda özellikle son dönemde sürekli sunumlar yapıyoruz. Fikirlerimizi iletebilmek, ikna edebilmek için yaptığımız sunumların sayısı her geçen gün katlanarak artıyor. Bu kadar sunum yapılıyorken, ne yazık ki sunumlar ile ilgili istatistikler dikkat çekici;
• Dünyada her saniye 350 PowerPoint sunumunu yapılıyor.
• Sunumdan 10 dakika sonra dinleyiciler söylenenin sadece %50 ‘sini hatırlıyor.
• Bir sonraki gün bu oran %30’a düşüyor.
• Üç gün sonra sunumun sadece %10’u hatırlanıyor.
İşte bu yüzden, etkili ve mükemmel sunumlar yapmak zorundayız. Bu yazının geri kalanında, daha iyi sunumlar yapabilmek için tüyoları bulacaksınız. Okumaya devam et

Pazarlama Değişiyor

Pazarlama Değişiyor
Yrd. Doç. Dr. Zeki Yüksekbilgili
http://www.zeki.yuksekbilgili.com

Pazarlama sürekli değişiyor ama bizler bazen bu değişimi anlamakta, analiz etmekte ve bu değişime uygun hareket etmekte zorlanıyoruz. Son dönemlerde danışmanlığını yaptığım birçok şirketin yöneticileri ile hep aynı şeyleri tartışıyoruz. Bu dönemde elde ettiğim tecrübeleri sizlerle paylaşmak istedim.
Pazarlamadaki değişimi hepimiz net bir şekilde deneyimliyoruz, ben bu değişimi şu şekilde anlatmayı çok seviyorum;
• 1950’ler: Ne verilirse onu alırsın,
• 1970’ler: Ne alabilirsen onu alırsın,
• 1990’lar: Ne istersen onu alırsın.

Artık bulunduğumuz zamanda bütün kolar müşterinin elinde ve hepimiz o müşteriyi bulmak, elimizde tutmak için çalışmak zorundayız.

İşte burada hala anlamakta zorlandığımız bir konu var; “mevcut müşteri değeri”. Hemen her işletmenin pazarlama bölümü sürekli yeni müşteriler bulmak için çalışır, kaynak kullanır, para harcar. Ama tüm bu çabaların yanında aynı işletmelerin ellerinde müşteriler vardır ve bu müşterileri nasıl olsa elde ettikleri için hep onlarla beraber kalacaklarından emin olduklarından bu müşteriler için hiçbir şey yapmazlar, bunun yerine yeni müşteri bulmaya odaklanırlar. En basitinden telefon operatörlerini bir düşünün; her operatör mevcut operatörünü bırakıp kendilerine geçen müşterilerine müthiş avantajlar sunuyor (örneğin 5000 dakika ücretsiz konuşma hakkı). Ama aynı operatörler mevcut müşterilerini elinde tutmak için çok fazla kaynak kullanmak istemiyorlar. Aynı yaklaşım ne yazık ki birçok işletme için de aynı. Okumaya devam et