Adwords bütçe ayarlaması – Google Volume 2

Adwords bütçe ayarlaması-Google Volume 2

Serbay Ayzit

Adwords hesabımızı açtık belki de en çok akla gelen sorulardan bir tanesi de bütçemi nasıl ayarlayacağım, ne yapmam gerekir gibisinden sorular olur genelde.

Öncelikle ön ödemeli seçtiğimizi varsayalım ve bir miktar parayı kredi kartından google hesabımıza yatırdık. Sonrasında reklam metinimizi ve çıkmak istediğimiz anahar kelimeleri seçtik ve paramızda hesapta olduğundan reklamlar gösterilmeye hazır durumdadır. Bütçelendirme tamamen isteğimize bağlı ama benim önerim ilk etapta işimizle doğrudan alakalı anahtar kelimeleri seçerek bütçenin az bir kısmını günlük olarak belirlememiz. Daha sonra ki yazılarımda anahtar kelime seçimi ve diğer adwords bileşenlerine değineceğim ama şimdilik bütçe olayı için basit bir örnek verelim;

İşimiz internet üzerinden dvd film satmak olsun ve bunun için belli anahtar kelimeler seçelim, bir daha hatırlatayım seçtiğimiz anahtar kelimeler google’da arandığında sağ tarafta sponsor linkler bölümünde reklamımız görünecektir.

Okumaya devam et

Adwords hesabı açmak – Google Volume 1

Adwords hesabı açmak-Google Volume 1

Serbay Ayzit

Uzaktan bakınca belki de adwords hesabı açmak para yatırmak falan çok zor gelebilir ama aslında işlemler çok basit.

İlk yazımda kısaca buna değinmek istedim;

İlk önce bir gmail hesabı ediniyoruz, edinmesek bile adwords kayıt sayfasında edinebiliriz. http://adwords.google.com/select/Login bu adresten kayıt olarak işlemimize devam edelim. Mail adresimiz varda olabilir yeni de almış olabiliriz farketmez, google adwords den gmail hesabımızla giriş yaparız ve daha sonra adwords işlemlerini tamamlamak için devam ederiz.

Bizden text metin olarak yani reklamımızda hangi yazıların gözükmesini istediğimizi seçtirir, çıkmak istediğimiz anahtar kelimeleri seçtirir ve bunun gibi bazı bilgileri doldurduktan sonra(yönetmelikler oldukça açık olduğundan uzatmak istemedim) hesabımıza giriş yapabiliriz. İlk başta doldurduğunuz anahtar kelime ve reklam metni çok kafanızı kurcalamasın daha sonra istediğiniz kadar oynama yapabilirsiniz üzerinde.

Şimdi esas nokta ödeme noktası burda ne yapmalı acaba? Bazılarımız bu aşamada kredi kartından dolayı güvenmiyor bile olabilir ama google’ın bütün sayfaları ssl sertifikalı ve aynı zamanda google’ın böyle şeylere göz yummayacağı çok aşikar. Bu yüzden gönül rahatlığıyla 2 seçenekten birini seçeriz. Okumaya devam et

Pazarlamada Sanal Topluluklar ve Önemi

Pazarlamada Sanal Topluluklar ve Önemi

Alişan Baltacı

1. TOPLULUK KAVRAMI

En temel anlamı ile topluluk, üyeleri arasında belirli bir amaç birliği bulunan, bir arada olma iradesi gösteren insanların oluşturduğu gruptur.

Tarihi süreç olarak ele aldığımızda sanayi öncesi toplumlarda topluluk kavramı “cemaat” olarak ortaya çıkar. Burada ortak geçmis yasam tecrübelerine sahip insanlar, bir cemaat duygusunu birlikte yasarlar. Bu iliskiler içinde toplumsal iliskiler “samimi”dir. “Dayanımsa ruhu” ve “Ortak bir irade”nin mevcudiyeti söz konusudur. Aile hayatı esastır. Köy toplulugu kendini genis bir aile olarak hisseder. Miras alınan statüler söz konusudur. Gemeinshaft, duragan bir toplumdur; dolayısıyla toplumsal degisme sınırlıdır. Güçlü bir dayanısma ruhu mevcuttur. Görevler ve sosyal iliskiler birbirinden ayrılamaz.

Modern çağda ise “cemaat” kavramı yerini “toplum” (Gesellschaft) kavramına bırakmıştır. Gesellshaft tipinde, iliskiler, hukuk, sözlesme, kamuoyu, para ekonomisi ve rasyonellik öne geçer. Mekana baglılık azalır. Kisisel çıkar öncelik kazanır. Özel yasam degerli hale gelir.

2. SANAL TOPLULUK KAVRAMI

Sanal topluluklar, internet ortamında yeterli sayıda kişinin bir araya gelmesiyle oluşan kişisel ilişki ağlarıdır. Çevrimiçi gruplar gerçek anlamda bir araya gelmedikleri için, bu gruplara topluluk denip denemeyeceği tartışma konusudur. Rheingold, sanal toplulukları “yeterli sayıda kişinin internet aracılığıyla, sanal alemde insani duygulara dayalı kişisel ilişki ağları oluşturmak üzere, yeterli sürelerde devam ettirdikleri halka açık tartışmalardır” şeklinde tanımlamıştır.

Eric Guichard’ın da belirttiği gibi “yeni bir teknolojinin sosyal sonuçlarını, o teknoloji toplumda uzun zaman ve geniş ölçüde yayılmadan ölçemeyiz”. İnternet, ortak bir tartışma zemini oluşturması, uygulama sahasını daha şeffaf ve daha katılımcı hale getirilmesiyle klasik medya araçlarına oranla, bu tartışma zeminlerinin ulaşılmasını ve dağıtılmasını daha kolay kılmaktadır. Sanal topluluklar arasında oluşan sosyal bağ; ortak ilgi alanları, bilginin dağılımı ve ortak öğrenme üzerine kurulmuştur. Günümüzde sanal topluluklar sayesinde, dünyanın dört bir tarafından insanlar yer, zaman ve mekan ayrımı olmaksızın bilgi paylaşabilmekte ve bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu da kollektif zekayı oluşturmaktadır. Okumaya devam et

Satış Ve Pazarlamada Yeni Bir Yaklaşım: İnternette Toplu Arz, Toplu Talep Uygulaması

Satış Ve Pazarlamada Yeni Bir Yaklaşım: İnternette Toplu Arz, Toplu Talep Uygulaması

Ercan Bülbül

Özet

Fiyatları olması gerekenden çok daha fazla yükselten konut yapıcılar bugün itibarı ile inandırıcı bir gerekçeyle bu yükselttikleri fiyatları geri çekmek ve dolayısıyla da satış yapabilmek istiyorlar. Bu durumun çözümü olarak bir an için satış ofislerine gelen insanların teker teker değil de, onar, yirmişer, otuzar geldiklerini ve toplu olarak pazarlık yaptıklarını hayal edelim; işte bu hayal içinde konut yapıcıların fiyatlarını inandırıcı bir gerekçeyle alım satım yapılabilecek düzeye çekebildiğini görüyoruz. Ve hatta ek bir kazanım olarak, neredeyse fiyatlar düzeyinden bağımsız olarak bir türlü alıma geçmeyen talep tarafına yepyeni bir satın alma motivasyonu getirdiği çıkarımını da yapabiliyoruz.

Benim toplu arz, toplu talep uygulaması adını verdiğim bu yeni yaklaşım, yukarıda açıklamaya çalıştığım önermenin (hayalin) hayata geçirilmesinden ibarettir. Burada satış ofisinin yerini internet sitesi alır. Konut yapıcı malını toplu satılması koşulu ile perakende fiyatının altında mümkün olan en düşük fiyattan bu internet sitesinde arz eder. Müşteri ise belli bir zaman diliminde yine bu internet sitesinde toplanarak veya tek başına arz edileni toplu olarak satın alır.

GİRİŞ

1997 mali milattan bu yana ekonomik krizler, yüksek faiz ve enflasyon, deprem, siyasi çalkantılar derken 2004 Mayıs ayına, siyasi istikrarın kurulmasına, ekonomide lokomotifin gayrimenkul olarak seçilmesine ve faiz hadlerinin düşmesine kadar inşaat sektöründe tabiri caizse çivi çakılmadı. Türkiye’de çok uzun zamandır ertelenen nitelikli konut talebi deprem olgusunun da getirdiği motivasyonla 2004 Mayıs’ında kredi faizlerinin de düşmesi ile alıma geçti, ancak bu durum da 2006 Mayıs ayına kadar sürdü. Yavaş bir 2007’den sonra dünya ekonomik krizinin de Türkiye’ye ulaşması 2008’i buldu. Yasalaşan tutsat kanunu, yaşaması için uygun iklimi doğduğu andan itibaren bir türlü bulamadı. Ancak 2004’te harekete geçen gözüpek müteahitlerimiz projelerini 2008’e yetiştirmişti ki tam bu anda kendilerini yükselen faiz oranları, enflasyon, ekonomik durgunluk ve dünya likidite krizi bekliyordu. Pek çoğu bitmeye yakın yüzlerce sat-yapçı(!) proje tamamlanamama durumuyla karşı karşıya geldi. Piyasada yüksek sesle ifade edilemeyen bu durum projelerinin %50’si ila %70’i ellerinde kalan müteahhitleri yeni yollar aramaya götürdü. Satış ofislerinde gizli yaptıkları indirimler, uyguladıkları promosyonlar, düşük peşinat uygulamaları, kendi yaptıkları senetler, katkı paylı banka kredileri; hiçbiri dertlerine çare olamadı. Tüm bunların üzerine sürekli yükselen inşaat maliyetleri sektöre çok ciddi bir darbe daha vurdu.

Tam bu aşamada sektörün aslında çok yapmak istediği ancak yapmaya cesaret edemediği fiyat indirimine (düzeltmesine) bir çare olarak geliştirdiğim modeli açıklamaya çalışacağım. Okumaya devam et

Mobil pazarlama dijitalin içinde yer almamalı!

Mobil pazarlama dijitalin içinde yer almamalı!

Burçin Tarhan

Kaynak: Marketing Türkiye

İPZ 2007’nin konuğu Mobil Pazarlama Derneği (Mobile Marketing Association-MMA) Başkanı Laura Marriott, konuşmasında mobil pazarlamanın markalara sunduğu önemli fırsatlara değindi ve dünyadan çeşitli mobil kampanyalardan örnekler vererek sonuçlarına değindi.

MMA, mobil pazarlamanın gelişimini sağlamak, çerçevesini ve kurallarını belirlemek, geliştirmek, mobil kanalların kullanımını geliştirmek amacıyla eğitimler vermek amacıyla kurulan, kar amacı gütmeyen uluslararası bir dernek. Derneğin Başkanı Laura Marriot, MMA’nın tüm dünyadan 500 üyesini temsil ediyor. Laura Marriot ile mobil pazarlamanın bugünün ve yarınını konuştuk.

Şu anda dünyada mobil pazarlama ne durumda, hangi ülkeler bu konuda daha fazla yol kat etti, diğer ülkelerin konumu ne?

Hep Asya’nın mobil cihazlar ve mobilizasyona adaptasyon konusunda dünya lideri olduğunu duyarız. Avrupa’nın da tekst mesajlarda lider konumda olduğunu biliriz. Ama bugün tüm bölgeler teknolojik açıdan, harcamalar açısından neredeyse benzer duruma geldi. Hatta Güney Kore ve Japonya, dünya geneline bakıldığında geri planda kalan ülkeler oldular. Ama genel olarak ülkelerin çoğunun günümüzde mobil pazarlama ve mobil kullanımı açısından aynı seviyelerde olduğunu görüyoruz. İmaj ve tekst mesajlarda tüm dünyada yaratıcılık ve marka harcamaları çoğu bölgede birbirine benziyor.

Türkiye’de ise inanılmaz bir yaratıcılık ve inovasyonda gelişim görülüyor. Mobil pazarlamayı kullanan markaların sayısı ve başarı oranları çok hızlı artıyor. Hatta burada kullanılan ölçümleme metotları bize model oluşturuyor.

Mobil pazarlama oldukça yeni bir alan. Acaba geleceğini nasıl görüyorsunuz? Neler değişecek mobil pazarlamada ileride? Okumaya devam et

“Ne çok marifeti varmış bu interaktivitenin” Dedirten Bir Zirveden İzlenimler

“Ne çok marifeti varmış bu interaktivitenin” Dedirten Bir Zirveden İzlenimler

Şule Özmen

Kaynak: Marketing Türkiye

Interaktif Pazarlama Zirvesinde, interaktifin sihrini çözmek amacıyla sektörün tüm paydaşlarını kapsayan anlamlı sayıda katılımcı bir aradaydı. “Ne çok marifeti varmış meğerse bu interaktivitenin” dedirten çok değerli konuşmacılar ve sunumlar vardı zirvede. Sadece bilgilendirici değil ufuk açıcı ve keyifli bir etkinlik gerçekleşti 28 Kasımda. Benim çıkardığım ana fikir şu oldu; “haydi hep birlikte interaktif olalım, doğru kişilerle, doğru uygulamalarla ve çağımızın dinamizmini geç kalmadan yakalayalım”. Niye diyorsanız çünkü sonuçta bu bir kazan-kazan oyunu. Doğru işleri doğru yaparsanız tüm taraflara değer katarsınız. İnteraktif pazarlama uygulamalarıyla herkes kazansın, firmalarda, velinimetleri müşterilerde, interaktiviteyi hakkıyla ve doğru yapan ajanslar ve etkileşimde rol oynayan tüm paydaşları da.

Günseli Özen Ocakoğlu’nun açılış konuşmasında gösterilen sokak röportajları zirvenin keyifli anlarından ilkiydi. “İnternette bulunan en büyük sanal mağazanın yüzölçümü ne kadardır?” “Second Life’da öldüğümüzde gömülür müyüz” gibi ilginç sorular ve bunlara verilen cevaplar katılımcılara neşeli dakikalar yaşattı. Okumaya devam et

İnternette Marka Olmak

İnternette Marka Olmak

Erkan Akar

GİRİŞ

Genellikle büyük markalar basını, televizyonu ve radyoyu kullanarak markalarını yaratmışlardır. Fakat Web, pazarlamacıların markanın tanınırlılığını sağlamak veya arttırmak için kullandıkları bir araç olmamıştır. Bugün ise gelişen elektronik ticaretle artık markanın bilinilirliğini arttırmak için pazarlamacıların dijital markalandırmayı yapılan planlarına entegre etmeleri gerekmektedir.[1] İnternet kullanımının giderek yaygınlaşması bunu zorunlu kılmaktadır. Fakat Web’in markanın tanınırlığını artırabilmesi için internette nasıl pazarlama yapılacağının çok iyi bir şekilde bilinmesi ve bu kapsamda potansiyel müşterilerin özelliklerinin çok iyi bir şekilde tespit edilebilmesi gerekmektedir.

Öncelikle markanın tanımını yapmamız yerinde olacaktır. Ürün için kimlik yaratma sürecinde özel isim yada semboller kullanılması marka olarak nitelendirilebilir. Marka ürünü pazar yerinde diğer ürünlerden ayırır ve onu özel kılmaktadır.[2] Şirketler ürünleri için ürün veya pazarlama stratejilerini geliştirirken çağdaş ürünün tamamlayıcı parçalarından biri olan ürüne değer katan marka konusunu çözüme kavuşturmalıdırlar. Yani ürünler markaya dönüştürülmelidir. [3]

İletişim açısından ürün, marka ve ambalaj öğrenme ve algılama süreci içersinde tüketiciye uyarıcı ipuçları olma görevini üstlenirler. Ürün işlevsel bir yarar sunarken, marka ürünün işlevsel amacının ötesinde o ürünün değerini arttıran bir isim, sembol, tasarım yada işarettir. Bu anlamda bir fark söz konusu olup ürün üretilmekte marka ise yaratılmaktadır. Diğer yandan ürün zaman içersinde değişebilirken, marka kalıcıdır. Marka temel olarak bir ürünü temsil etmesine karşın bir isimden çok daha fazla bir anlama sahiptir.[4] Ürünler kişisel istekleri karşılayan içerikle değer kazansa da, içeriği satın aldıracak anahtarın da “marka” olduğu bilinmelidir.[5] Bu şekilde markanın tanımını ve onu üründen farklı kılan özelliklerini belirttikten sonra internette nasıl marka yaratılacağı ve marka yaratmak için nelerin yapılması gerektiğini açıklayabiliriz. Okumaya devam et

E-Posta Pazarlamanın İpuçları

E-Posta Pazarlamanın İpuçları

Alper Kazakoğlu

Hepimiz spam veya çöp postalar alırız. Hepimiz birtakım filtreler kullanarak bu tür postaların çaresine bakarız ve filtreden geçmeyi başaranları da ikinci bir kez düşünmeden bile siliveririz. Ama düşünmeliyiz. Pazarlama e-postaları gönderenlerimiz için aldığımız çöp postalar, stratejilerini geliştirmeleri açısından bir altın madeni olabilir. Buna gelmeden önce eposta pazarlama kampanyamızın başarasını arttırmak için atılması gereken dokuz kolay adıma bir göz atalım.

Başlık Satırı

Başlık satırı ilk gördüğümüz şeydir ve çoğunlukla mesajın okunucağını mı yoksa çöp kutusuna mı gideceğini belirleyen faktördür. Kısaca, eğer çöp gibi gözüküyorsa çöptür. En son ne zaman üç ünlem işaretiyle başlayan bir mesajı kasten açtınız, korkunç heceleme hataları içeren, ya da “Kazandınız„ başlıklı ?

İyi Gözüken Bir Düzen Belirleyin

Eğer epostanız kusurlu gözüküyorsa firmanız ve ürününüz de öyle gözükür.

Yazarlık / Editörlük Hizmetleri Satın Alın

Gidip en pahalı e-posta pazarlama firmaları ya da reklam ajanslarına bir servet ödemenize gerek yok. Eğer gönderdiğiniz eposta çöp klasörüne gitmiyorsa az miktarda harcadığınız para size çok daha fazla miktarda dönecektir. Sürekli pazarlama postası bombardımanına tutulduğumuz için daha fazla çöp postayı filtrelemek için elimizden geleni yaparız. Bir kaç gramer veya heceleme hatası bunun için yeterlidir. Yazarlar çoğu insanın düşündüğünden daha ucuzdur. Bir eposta şablonu sadece bir kaç liraya mâl olabilir. İyi sonuç aldığınız bir kampanya size ne kadar kazandırır ? Okumaya devam et

Şirket Blogunu Pazarlama Ve Tutundurma

 

Şirket Blogunu Pazarlama Ve Tutundurma

Erkan Akar

Afyon Kocatepe Üniversitesi

Bir şirket blogunu pazarlama ve tutundurma için gerekli metodlar 3 alanı kapsamaktadır. Bunlar:

1) Bloga özgü pazarlama ve tutundurma teknikleri: İyi bir blogun kalbi, iyi ve diğerlerine blogunuzu tavsiye etmesi gibi müşteriyi kendine çekecek içeriye odanlanmasıyla mümkündür. Aynı zmanda sitenize link vermek isteyen isteyenleri de çekmelidir. Bu içeriğiye ek olarak blogunuzu tutunsurma için şu bileşenleri gözden geçirilmelidir. Bunlar:

a) RSS Feed’ler

b) RSS Feed Dizinleri(Rehberleri)

c) Blog Dizinleri

d) Blog Arama Motorları

f) Pingler(Yeni girişleri bildirmeyi sağlama)

g) Blog Etiketleri

h) Diğer bloglarda Gönderilen Yorumlar

i) Trackback’ler

2) Genel online tutundurma teknikleri: Sadece bloga özel tutundurma ve pazarlama reknikleri değil genel online tutundurma teknikler de kullanılmalıdır.Bunlar: Okumaya devam et

Değişen Pazarlar

Değişen Pazarlar

Asuman Bayrak

Fiyata duyarlı müşteriler, yeni rakipler, yeni dağıtım kanalları, yeni iletişim kanalları, İnternet, globalizasyon…  Sadece iş yaptığımız pazar hızla değişmekle kalmıyor, teknoloji de bu değişimi destekliyor: e-ticaret, e-posta, mobil telefonlar, dijital TV, video konferans sistemleri… Şirketler yeni pazarlar bulabilmek için global dünyaya açılmak zorunda. Bugün en önemli sorunumuz fazla kapasite: ürün bol, müşteri kıt! Karşı karşıya kaldığımız bu durum, alıştığımız 4P’nin (product, price, place, promotion) yeniden şekillendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Dijital ekonomi öncesinde piyasa araştırması (gerek duyarsanız) sonucunda ürününüzü tasarlayıp üretir, piyasa koşullarına göre fiyatınızı belirler, yine belirlediğiniz yerde satışa başlardınız ve satışı artırmak için reklam, halkla ilişkiler ve direkt postalama gibi pazarlama araçlarından birkaçını kullanırdınız. Oysa dijital ekonomi ile birlikte güç artık müşteride. Bu sese kulak vermek ve değişime göre hareket planı hazırlamak gerekiyor. Gücün satıcıdan müşteriye geçmesiyle başlayan değişim, yeni pazarlama paradigmasını yarattı: Bütünsel Pazarlama! Bütünsel Pazarlama kavramını; müşteri değeri, temel rekabet yetenekleri ve işbirliği ağları olarak tanımlayabiliriz. Artık pazarlamanın görevi, müşterinin istediği değeri araştırmak ve dinamik bir ortamda bu değeri müşteriyle buluşturmak şeklinde ortaya çıkıyor. Biraz daha açarsak, Okumaya devam et