Tarihte Olduğu Gibi…

Tarihte Olduğu Gibi…

Prof.Dr.İsmail Kaya

Şirketlerin başarısı sadece iç işleriyle sınırlı değil. İç meseleler dış meselelerle etkileşiyor. Pazarlama, işletme ve ülke yönetiminde perdenin önü ile arkası farklı oluyor.

Vatandaşın, personelin, yöneticilerin bilgi, uzmanlık, tecrübe, birikim ve benzeri yetenekleri bir yere kadar işe yarıyor. Bunlar bazen büyük oyunlara kurban edilebiliyor.

Geçen hafta büyük bir perakendeci daha yabancılara satıldı. Yönetici ve çalışanlarından işlerini iyi yapmaları bekleniyordu. Yani, daha çok müşteri çekmeleri, çok çeşit bulundurmaları, tedarikçileri sıkıştırmaları, gelen müşteriye daha fazla harcatmak için görünür görünmez, şuur üstü ve altı, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik bir sürü teknik, taktik, numaralarla bütün hünerlerini kullanmaları bekleniyordu.

El hak, kullandılar da…

Peki, bu başarı getirdi mi? Başarı neydi? Müşterilerin tercihini kazanmak mıydı? Yoksa firmayı satıp nakit elde etmek miydi? Holding daha fazla kâr için kendi sadık müşterilerini feda etmiş görünüyor.

Pazarlamada, iş hayatında, iç ve dış siyasette, kitapların, geleneklerin, yerleşmiş uygulamaların çizdiği sınırlar içinde kalmak her zaman başarı getirmeyebiliyor.

Yaşadıkça görüyoruz ki, işler her zaman iyi yönetimle, tatlı dille, becerikli diplomasiyle, perdenin önünde görünen, kitapların yazdığı strateji ve oyunlarla, hele hele medyaya yansıyan biçimleriyle yürümüyor, yürütülmüyor.

Başarı için nezaket ve diplomasi yetmiyor, bazen savaş da gerekiyor. Diplomasinin şekil değiştirmiş hali olarak, savaşın bir kuralı hayatta kalmaksa, diğeri de kendi kuralını kabul ettirmek oluyor. İş hayatında kurala uyanlar değil, kuralları bozanlar, kendi kuralını koyanlar kazanıyor.

Güç, bir şeyler kazanmakla, biriktirmekle, alın teriyle değil; yine bir güçle, bir savaşla, bir şeylerin üzerine konmakla kazanılıyor. Savaşlarda güç konuşuyor; güçlü olan kazanıyor.

Şu kızışık ortamda yönetenlerin işi kolay değil. Bir yandan içeride ve dışarıda işleri yolunda tutacak, kurallara uygun davranacaklar; bir yandan da işletme ve ülke dışı dünyaya açık olacak; başka oyuncularla ilgilenecek, kurallara karşı koyanlara karşı duracak, kendi kuralını kabul ettirmeye çalışacaklar.

Firmalararası ilişkileri, el değiştirmeleri, global koalisyonları, işletmeler arası dayanışma, iş birliği, rekabet, kavga, çatışma ve savaşları yakından takip edemeyenler kaybediyorlar.

Korkarım, pazarlamayı bir savaş gibi görenler haklı çıkacaklar.

Tarihte olduğu gibi…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir