Halkla İlişkiler Gazetecileri Etkileme Sanatı Mı?

Halkla İlişkiler Gazetecileri Etkileme Sanatı Mı?

Salim Kadıbeşegil

Asla! Gazetecileri, kendiniz, hizmet verdiğiniz kuruluş veya bir müşterinizle ilgili olarak etkileyebilirsiniz. Bu doğru. Elinizdeki bilgi, O’nun kendi meslektaşları ile yaşadığı rekabet ortamında bir adım öne çıkmasını sağlayacak bir etkileşim sağlayabilir. Ama nereye kadar?

1900’lü yılların başında Ivy L. Lee isimli bir Amerikalı gazeteci ile başladığı söylenen günümüzdeki halkla ilişkiler mesleğinin kökeninde böyle bir görüntü olduğu bir gerçek. Çünkü o günlerde, gazetecilerin kurumlardan haber alma sıkıntıları vardı. Alsalar bile, bilgi güvenilmezdi. Bilgi kaynakları yetkisiz ve yetersiz kişilerdi.

Kendisi de bir gazeteci olan Ivy L. Lee bu boşluğu iyi gördü. Gazetelere, dergilere ve haber ajanslarına müşterinin haber bültenlerini gönderen bir büro fikri başlangıçta herkesi tatmin etti. Ama iş haberle sınırlı kalsaydı günümüze kadar da böyle gelirdi.

Oysa 1930’larda Edward Bernays’ın tanımladığı halkla ilişkiler Ivy. L. Lee’ in ofisinin ve çevresinin sınırlarını çoktan aşmıştı… `Kamuoyunun kristalleşmesi’ adlı yapıtında Bernays `ın tanımladığı iletişim disiplini, kendi içinde tutarlı, bilimsel araştırmaların verileri ışığında geliştirilmiş doğru konseptlerin,

doğru iletişim araçları ile istenen kişi ve guruplara yönlendirilmesini anlatır.

Durum böyle olunca halkla ilişkiler mesleğinin gazetecileri etkilemek gibi bir misyonunun olmadığı kendiliğinden ortaya çıkar. Halkla ilişkiler uzmanı olsalar, gazeteciler için iyi birer haber kaynağı olabilirler. O da zamanında, güvenilir, belgelenmiş ve kaynakları belli bilgileri sunabildikleri sürece…

Öte yandan, halkla ilişkiler uzmanları, gazeteciler gibi birçok meslek mensubu ile iletişim kurmak ve bu ortamları yaşatmak durumundadırlar. Yerel yöneticiler, politikacılar, iş adamları, meslek odaları temsilcileri, sendika yöneticileri ve sayabileceğimiz birçok kişi aynen gazeteciler gibi halkla ilişkiler uzmanlarının iletişim yelpazesi içindedir.

Ancak, halkla ilişkiler uzmanlarını gazeteciler ile olan temaslarında ilgilendiren çok önemli bir husus vardır: Dünyadaki tüm halkla ilişkiler derneklerinin tüzüklerinde yer aldığı gibi halkla ilişkiler uzmanları basın mesleği etiğine, en az kendi mesleklerinin etiği kadar duyarlı olmak durumundadırlar. Profesyonelizm bunu gerektirir ve bu olguyu yaşama geçirebilen halkla ilişkiler uzmanlarının basın dünyası ile daha olumlu ilişkilerinin olduğu gözlemlenir.

Basın dünyasından beklentiler mutlaka hizmet verilen kurumun veya halkla ilişkiler şirketlerinin müşterilerinin `pohpohlanması, övülmesi’ haklarında `iyi’ şeyler yazılması yönünde olursa, hayal kırıklıkları ile karşılaşılması kaçınılmazdır.

Çünkü, gazeteci için önemli olan bilgidir ve bu bilgi sade, tarafsız ve yalın bir ortam içinde sunulduğu sürece `ikna faktörü’ devrededir. Haber, gazetecinin en `kutsal’ varlığıdır. Bu değerin suistimali yalnızca halkla İlişkiler işini yapanların değil, hizmet verdikleri kurum veya müşterilerinin de puan yitirmesine neden olacaktır.

O halde, basınla ilişkiler boyutunun irdelenmesinde halkla ilişkilere düşen görev nedir şeklinde bir soru aklımıza gelebilir. Yanıtı gayet basit: Kurum içinde veya halkla ilişkiler hizmeti verilen kuruluşta neyin haber olabileceğinin gözlemini yapmak, bilgiyi derleyip, toplamak ve bunu –varsa- görsel malzemeleri ile  birlikte gazeteciye değerlendirmesi için uygun bir zamanlama içinde sunmak. Halkla ilişkiler mesleğinin disiplini içindeki uğraş alanlarından bir tanesi olarak görülebilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir