Kabile Pazarlaması

Kabile Pazarlaması – Dr.Zeki Yüksekbilgili

Pazarlamadaki en temel problem, pazarlamanın en ilkel halinden bu gün deneyim tasarladığımız, yapay zeka kullandığımız gelişkin evresine doğru ilerlerken, aslında hemen hemen hiç değişmedi; müşteriyi doğru tanımlamak. Bu bağlamda özellikle son yüzyılın yarısını pazarlama profesyonelleri ve akademisyenler pazar bölümleme (segmentasyon) ile ilgilenerek müşteriyi tanımlayıp, müşterilerini doğru şekilde sınıflamaya harcadılar.

En basit hali ile pazar bölümleme, markaların ilgili olduğu pazarı bölümlere ayırarak, seçilen küçük pazara yönelik strateji oluşturmayı hedefleyen yöntem olarak tanımlanabilir.  Kavramsal olarak pazar bölümlendirme stratejisi, tüm pazarın farklı parçalarına farklı pazarlama programlarının uygulanması ve geliştirilmesini kapsar[1]. Dolayısıyla pazar bölümlendirme, pazardaki farklı grupların tanımlanmasını, onların isteklerinin belirlenmesini ve buna göre farklı ürün ve pazarlama programlarının geliştirilmesini gerektirir[2].

Okumaya devam et

Yapay Zeka ve Pazarlama

Yapay Zeka ve Pazarlama – Prof. Dr. A. Ercan GEGEZ

Teknolojiye çok meraklıyım. Bizim evde koskoca iki dolap eski cihazlara ait veya değişik cihazları birbirine bağlayacak kablolarla dolu. Satın aldığım elektronik cihazlar içinde en ilginç olanlardan biri de Amazon Echo Show. Amazon Echo aletin resmi adı.

Gayri resmi adı Alexa. Bir çoğunuzun bildiği gibi bu alete komut verirken önce Alexa demeniz gerekiyor. Ancak o zaman alet sizden bir komut geleceğini anlıyor. Sürekli Alexa dediğimiz için 16 aylık kızıma bile “Alexa nerede” dediğimde Amazon Echo’yu gösteriyor.

Yapay zeka temelli asistanlar dediğimiz Alexa ve Google asistan gibi cihazlar ve benzerleri hayatımıza girmiş durumda. Harvard Business Review dergisinde 2018 yılında yayınlanan ve birazdan benim de daha ayrıntılı açıklayacağım konulara değinen bir yazıda Amazon Alexa’nın 2020 yılında 50 milyon satacağı tahminleri yapılırken, gerçek rakam 100 milyondan fazlaya ulaştı.
Bir de bu yapay zeka temelli asistanlarla etkileşimli çalışan binlerce cihazı düşündüğünüzde, hayatımızın artık eskisi gibi olmayacağı çok açık.
Peki işler pazarlama açısından nasıl farklılık gösterecek? Pazarlama profesörü olmama ragmen, biliyorum ki bazen satin alma esnasında mantığımla değil, duygularımla hareket ediyorum. Yıllar önce, çok okuduğum için hızlı okumam lazım ve bir hızlı okuma kursuna gitmeliyim derken vakitsizlikten gidemediğim bu kurs yerine tesadüfen gördüğüm, aslında pek de bir işe yarayacağını düşünmediğim bir hızlı okuma kitabı satın aldım.

Okumaya devam et

Pazarlama ve Metaverse

Pazarlama ve Metaverse – Dr. Zeki Yüksekbilgili

Son dönemde belki de en çok duyduğumuz kelimelerden biri metaverse oldu. Türkçesi ile öte evren. Metaverse, geleneksel kişisel bilgisayarların yanı sıra sanal ve artırılmış gerçeklik cihazları aracılığıyla kalıcı çevrimiçi 3 boyutlu sanal ortamları destekleyen, internetin varsayımsal bir yinelemesi olarak tanımlanabilir. Daha da geniş bir tanım ile metaverse kullanıcıların sanal profillerle temsil edildiği bir sanal alanı içerir. Bu sanal dünyalar, kullanıcı kararlarına ve alan içindeki etkileşimlere dayalı olarak gelişmeye ve büyümeye sürekli olarak devam eder. Bu evren, yeni alanların ve katılımcıların katılımıyla sürekli büyüyebilir. Meta(Eski adı Facebook)’nın kurucusu Marc Zuckerberg metaverse’i “sadece bakmakla kalmayıp deneyimin içinde olduğunuz somutlaştırılmış bir internet” olarak tanımlıyor.


Her ne kadar bu kelime hayatımıza yeni girmiş olsa da, aslında çok yeni değil, kavramı ilk kez Neal Stephenson 1992 yılında yayımladığı bilimkurgu romanı Snow Crash’de ortaya atmış, bu romanda metaverse kavramı kurgusal bir dünyayı nitelemiştir. Romanda gerçek insanların avatarlarının bulunduğu üç boyutlu sanal bir dünyaya Metaverse ismi veriliyordu. Nitekim metaverse kavramı, ortaya atıldığı ilk dönemlerde aşırı abartılı ve spekülatif bir gelecek perspektifi olmakla eleştirilmiştir.


Metaverse kavramının bu kadar popüler olması ve aslında hayatımızda bu kadar hızlı kabul görmesinin temelinde yatan olgu eş zamanlılık; yani sanal ve gerçek evrenler arasında bir ayrım olmaması, kullanıcıların gerçek evrende yer alırken aynı anda avatarı sayesinde sanal evren içerisinde yer alma şansına sahip olmaları… Bir kullanıcı istediği anda dünyanın herhangi bir yerindeki konsere gidebilir, istediği kişilerle sosyalleşebilir.

Okumaya devam et

Pazarlama Kaç Sıfır?

Pazarlama Kaç Sıfır? – Prof. Dr. A. Ercan Gegez

Yazılımların sürümleri değiştikçe kullanılan numaralandırma hayatımızın içine girdi. Neredeyse her gün bilgisayarım belirli programları güncelliyor.

Yazılımsal güncelleme bu kadar hızlıyken, bizlerin kendimizi güncelleme hızı nasıl diye merak edemeden duramıyor insan. Bazen herhangi bir elektronik aleti kullanmayı sizden daha yaşlı insanlara öğretmeye kalktığınızda “neden anlamıyor” hissine kapılırsınız ya, galiba giderek daha hızlı bir şekilde bizler aynı duruma düşeceğiz.

Endüstri 4.0 hayatımızı son derece değiştirdi. Endüstri 4.0 kendi başına irdelenebileceği gibi pazarlama tarafına etkileriyle de değerlendirilmesi gereken bir konu. Ben bu yazımda sizlere pazarlama 5.0’ı anlatacağım.

Okumaya devam et

2022 Yılında Pazarlama Aktiviteleri

2022 Yılında Pazarlama Aktiviteleri – Dr. Öğretim Üyesi Zeki Yüksekbilgili

Pandemi ile birlikte, özellikle pazarlama süreçleri ve araçlı önemli değişimlere uğradı. Yeni dönemde her ne kadar yeni varyantlar sebebiyle tehlike devam etse de, aşılanan insanların yaygınlaşması ve değişen alışkanlıklarımız sebebiyle artık kapanmaların olmayacağını öngörmek yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla bu yazımda sizlerle yeni dönemde bütün pazarlamacılar, nasıl aktiviteler yapacaklar neler için bütçe ayırıyorlar konularını paylaşacağım.

Hibrit Etkinlikler: Pazarlama ekipleri için müşterileri (hatta tüm paydaşları) ile bir araya geldikleri etkinlikler hayati öneme sahiptir. Bu etkinlikler (seminerler, festivaller, ürün lansmanları gibi) ile hem mevcut hem de potansiyel müşterileri ile iletişim kurar, marka farkındalıklarını arttırmayı başarırlar. Pandemi döneminde gerek kapanmalar gerekse bulaş endişeleri ile tamamen iptal edilen ya da sadece çevrimiçi olarak gerçekleşen etkinlikler yeni dönemde hibrit olarak gerçekleştirilecekler. Yani 2022 için bu hibrit etkinliklerin yeni normalin bir parçası olacağını söyleyebiliriz. Birçok etkinlik, katılımcılarına hem fiziksel olarak etkinliğe dahil olma hem de istenilen yerden sanal olarak katılma seçeneği ile sunulacaktır.

Okumaya devam et

Abonelik Ekonomisi

Abonelik Ekonomisi – Dr. Zeki Yüksekbilgili

Çok uzun zamandır, pazarlama ve pazarlamacılar insanın en temel dürtüsünü temel alarak sistemler geliştirdiler; sahip olmak. Fakat yeni dünyada belki de insan ile ilgili en temel değişim tam da burada yaşandı; yeni dünyadaki tüketici sahip olmak yerine kullanmayı tercih ediyor!

Bu temel model, çok hızlı bir şekilde tüm dünyada benimsendi; yeni müşteriler arabaya sahip olmak yerine, arabayı sürüp istediği yere gitmek, bir müzik albümünü almak yerine istediği zaman albümün içindeki parçayı dinlemek, yazlık almak yerine istediği bir tatil belgesinde bir başka kişinin evini bir süreliğine kullanmak istiyor[1]. Günümüzün tüketicileri bakımın güçlükleri yerine erişimin avantajlarını tercih ediyorlar. Üstelik abonelik ekonomisinde sınır yok;  konaklama (AirBnB), ulaşım (Uber), araç kiralama (Yoyo), giyim (Stitch Fix), abiye giyim (Rent the Runway), tıraş bıçakları (Dollar Shave Club), makyaj ürünleri (Birchbox), yemek (Blue Apron), sesli kitap (Audible), televizyon (Vestel)*, servis taşımacılığı (Volt Lines), kullanım alanı (Kollektif House), teknoloji ürünleri (Grover), film (Turkcell TV+), Bulut depolama (Dropbox)… Tüm bunlar abonelik ekonomisini iş modellerine uygulamış ve başarılı olan şirketlerden bazıları. Kısaca, dünya ürünlerden hizmetlere geçiyor.

İşte bu yüzden birçok işletme köklü bir değişim geçirerek ürün şirketi olmak yerine bir hizmet şirketi olmak yolunda önemli adımlar atmaya başladı. Aslında abonelik ekonomisinin iş modeli çok basit, odak noktası, bireysel işlemleri yerine getirmenin, müşterilerin aylık olarak abone olduğu sürekli hizmet sunumuna geçtiği bir hizmet modelidir[2].Yani aslında paylaşım ekonomisine adını veren paylaşım servisi kaynakların kişilerle paylaşılması, sistemin ve kişilerin ise bu yapıdan kazanç elde etmesini sağlayan bir kazan-kazan ilişkisi çıkarıyor[3].

Okumaya devam et

Pandemi Pazarlamada Neleri Değiştirdi?

Pandemi Pazarlamada Neleri Değiştirdi? – Dr. Zeki Yüksekbilgili

Bu hafta, harika bir dergi için soruları cevapladım. Sorulardan biri gerçekten çok değerliydi; “Covid-19 ile tüm yaşamımız değişti peki pazarlamada neler değişti?”… Bu soruya verdiğim cevabı biraz daha geliştirerek bu yazıyı hazırladım. Keyifli okumalar…

Cavid-19 ile pazarlamadaki büyük değişimden bahsedeceksek ilk olarak herhalde dijital göç eğiliminden başlamak gerekecektir. Dijital göç, bir işin fiziki alandan dijital ortama taşınmasını ifade ediyor. Aslında kavram hiç yeni değil, ilk defa neredeyse 20 yıl önce Adrian Slywotzky tarafından ortaya atılan kavram, yeni değişimlerin yarattığı rekabet ortamlarının endüstrilerde inanılmaz değişimlere sebep olduğunu ve bu değişimlere adapte olamayan işletmelerin önemli bir kısmının yok olduğunu ortaya koymuştu. Pandemi döneminde de benzer bir durum yaşandı ve neredeyse tüm işkolları dijital ortama taşındılar.  Çok doğal olarak birçok iş kolu dijital ortama taşınma hızına yetişemedi. Örneğin bankalar bu konuda çok hızlı davranırken, hediye kartı sektörü bu konuda çok yavaş kaldı. Üstelik bu değişim o kadar hızlı geldi ki, her sektörün aynı şekilde tepki vermesi mümkün olmadı. McKinsey’nin yaptığı Avrupa’yı kapsayan dijital adaptasyon araştırmasına göre, sektörler yüzde 14’lük “zıplamayı” normalde 2-3 yılda ancak yapabileceklerdi, fakat Covid-19 perakendeden lojistiğe bütün sektörler için hızlandırıcı rol oynadı. Bu dönem içerisinde tüketicilerin yani bizlerin dijitalleşmeye uyum düzeyi ciddi anlamda arttı. Aynı araştırmaya göre tüketicilerde dijitalleşmeye uyum düzeyi, bu dönemde yüzde 81’den yüzde 95’e yükseldi.

Okumaya devam et

İyilik Ekonomisi

İyilik Ekonomisi – Dr.Zeki Yüksekbilgili

Gezegenimizde belki de son dönemlerde en çok karşılaştığımız şeyler belirsizlik, kaynakların azalması, küresel felaketler, salgınlar ve krizler olmaya başladı. Gittikçe karmaşıklaşan uluslararası ilişkiler, kaynakların azalması (örneğin tatlı su kaynakları), üretim paradoksu gibi konular hayatımızın her anında karşımıza çıkarken, tüm insanlık daha fazla iyiliğe ve güzel haberlere ihtiyaç duymaya başladı. Üstelik bu iyilik odağı kesinlikle sadece günlük hayatımızda değil, iş hayatımızda da önemli hale geldi. Tüm bu değişimler, yeni bir kavramın son yıllarda ciddi anlamda daha fazla konuşulan bir kavramı hayatımıza soktu; İyilik Ekonomisi (Kindness Economy).

Yenidünya düzeni hem çalışan hem de müşteri davranışlarını dönüştürerek iyilik ekonomisini ortaya çıkardı. İyilik ekonomisinin ardında insanın içinden gelen bir iyilik yapma güdüsü var ve dolayısıyla insanlar çalıştıkları ya da hizmet aldıkları şirketlerle daha güçlü bağlar kurabilmek için bu şirketlerde iyilik odağını görmek istiyorlar.[1]

Okumaya devam et

Mayın Tarlası

MAYIN TARLASI

Prof. Dr. A. Ercan GEGEZ

Kaynak: https://www.ekonomidunya.com/yazarlar/prof-dr-a-ercan-gegez/mayin-tarlasi/2436/

Dean Martin’in kariyeri Jerry Lewis ile  komedi ikilisi olarak faaliyet gösterdiği dönemle başlar ve ardından Jerry Lewis’den ayrılıp tek başına sinema, sahne ve televizyon kariyeri olarak devam eder.

Söylediği bir söz var: “Hayatımı değiştiren iki şey var. Jerry Lewis’le birlikte çalışmak ve Jerry Lewis’den ayrılmak.” Şirketlerinde tıpkı Dean Martin’in kariyeri gibi hayatlarını etkileyen en önemli konulardan biri “bir pazara girmek” ve “bir pazardan çıkmak.” Bu yazımda sizlere pazara girişte firmaların karşılaşabileceği engellerden bahsedeceğim.

Pazara girişle başlayalım. O kadar zor bir karar ki pazara giriş, neredeyse karar verici dışında herşeyin işin içinde olduğu bir süreç. En kötüsü de karar vericinin bu kararı “Bu pazara girsek fena olmaz” şeklinde
hızlıca veriyor olması. Böyle diyorum ama işin bir de alternatif maliyeti var.

Dünyada pazara girdiği için “nerden girdik bu pazara?” diyen şirketler olduğu gibi pazara girmediği ve bu fırsatı kaçırdığı için “Neden girmedik bu pazara?” diyen şirketler de var.

Okumaya devam et

Tüketici Davranışları Ve Marka İlişkisi

Tüketici Davranışları Ve Marka İlişkisi

Dr. Serkan Akgün

İşletmeler markalarının imajını yaratırken tüketicilerin gösterdiği davranışları göz ardı etmemek durumundadırlar. Özellikle üç aşamada tüketici davranış özelliklerinin bilinmesi  büyük bir önem taşır. Bu aşamalar sırasıyla;

  • Ürünü oluşturma,
  • Pazarlama ve
  • Satış sonrası

aşamalarıdır.  Bu üç aşamada da tüketici davranışlarının büyük etkisi gözlenmektedir. Tüketici araştırmaları sayesinde “ne tür özelliklerde bir ürün üreteceğimizi?”,  “ne tür bir pazarlama stratejisi belirleyeceğimizi?” , ki bu son yıllarda oldukça sık görülen toplumsal pazarlamadaki sosyal sorumluluklar konusu göz ardı edilmeden, tüketicilerin tepkilerin çekmeden ve dolayısıyla firma ve markanın imajını zedelemeden bir pazarlama stratejisi belirlemek gerekmektedir. Son aşama olan ve yeni ekonominin beraberinde getirdiği  servis olgusunun önemini daha arttırması, tüketici davranışlarını izleme ve buna bağlı olarak hareket etme durumunu ortaya çıkarmıştır.

Tüketici davranışlarının sosyolojik ve psikolojik tespitleri pazarlama stratejilerini belirlemede önemli bir rol oynamıştır. Böylece marka oluşturma ve marka bağlılığı yaratma  İşletme , Sosyoloji ve Psikoloji bilimlerinin ortak araştırmalarıyla başarıya ulaşmıştır.

Okumaya devam et