Pazarlamanın Tarihi ve Alternatif Pazarlama Tanımları

Pazarlamanın Tarihi ve Alternatif Pazarlama Tanımları
Rafig Shahverdiyev

Pazarlama ilk olarak 1450’de yazılı reklam kavramının meydana çıkmasıyla başladı. Aynı yıl Gutenburg “movable type” seri baskı makinesini icadı etti. 1730’de ilk dergi çıktı ve ilk reklam yayımlandı. 1839’de ilk poster reklamlar yapılmaya başladı. 1867’de billboardlar meydana geldi. 1922’den itibaren radyo reklamcılığı, 1941’den ise ilk defa TV reklamlarına başlandı. Bu reklamlar 4000 TV setinde gösterildi. 1954’de TV reklamlarının gelirleri, diğer reklam kanallarının gelirlerini üsteledi. 1970’de tele marketing (telefonla pazarlama) kavramı meydana çıktı. 1973 yılından itibaren dijital çağ ortaya çıktı. 1984’de Apple, dünyaca ünlü Super Bowl reklamını yaptı. Reklamın yapım ücreti o dönem için fantastik bir rakama, 900.000 dolara mal oldu. Amerika’da bulunan insanların %46′sı bu reklamı izledi. 1985’de basılı reklamlar popüler olmaya başladı. 1990’da SMS pazarlaması ortaya çıktı. 1990-1998 yılları arasında TV reklam gelirleri 2,4 milyar dolardan, 8,3 milyar dolara yükseldi. 1995-1997’te arama motorları meydana çıkmaya başladı. 1998 yılında Google çıktı. Bu dönemden itibaren PPC (Pay Per Click) pazarlaması kullanılmaya başlandı. 1998 yılından itibaren insanlar kişisel bloglarını kurmaya başladılar. 2000 yılından itibaren internet artık her kes tarafından kullanılmaya başladı ve bu yeni çağın başlamasına sebep oldu. Bu yeni çağda pazarlamacılar tüketicilerle iletişim kurmanın önemini anladılar. 2003’ten itibaren e-mail pazarlaması o dönemlerdeki diğer adıyla “spam”ı keşif ettiler mesajlarla pazarlama devri başladı. 2003 yılından itibaren sosyal medya platformları ortaya çıktı ve dijital dünyanın dengelerinde büyük değişiklikler yarattı. 2012 tarihi itibariyle ise tüketiciler akıllı cihazlardan alışveriş etmeyi alışkanlık haline getirdiler.
Bu kadar kısa sürede pazarlamanın hızlı gelişimi onun tanımlanmasında birçok alternatiflerin çıkmasına sebep olmuştur. Okumaya devam et

E-Posta ile Pazarlama Hala En Etkili E-Pazarlama Aracı

E-Posta ile Pazarlama Hala En Etkili E-Pazarlama Aracı
Yrd. Doç. Dr. Zeki Yüksekbilgili
http://www.zeki.yuksekbilgili.com

1989’da bildiğimiz hali ile internetin doğuşundan bu yana köprünün altından çok sular aktı. Dijital pazarlama doğdu, büyüdü, gelişti. Birçok yeni araç ve medya pazarlama profesyonellerinin kullanımına sunuldu. Bu aşamada, başından beri değerli olan e-posta ile pazarlama önce çok yoğun kullanıldı, sonra etkisi azaldı, sonra tekrar gündeme geldi, şimdilerde ise neredeyse unutuldu. Halbuki doğru kullanıldığında hala en etkili e-pazarlama araçlarından biri e-posta ile pazarlama.

En basit hali ile e-posta ile pazarlama, elektronik postanın; pazarlama mesajlarını belli bir kitleye ulaştırmak için bir çeşit doğrudan pazarlama aracı olarak kullanıldığı pazarlama biçimidir. Firmaların pazarlama çalışmalarında sıkça tercih ettikleri e-mailin birçok avantajı bulunmaktadır :
– Ulaştırılmak istenen mesaj, potansiyel müşteri olabileceği belirlenmiş kitlelere düşük maliyetlerle ulaştırılabilir.
– Posta gibi diğer doğrudan pazarlama araçlarına göre daha ucuzdur.
– Yatırılan paranın geri dönüşü kesin olarak takip edilebilir. Online pazarlama araçları arasında arama motorlarından sonra ikinci sıradadır.
– E-mail anında kullanıcıya ulaşır.
– Takip edilmesi kolaydır. E-mailin kimler tarafından açılarak okunduğu, kimlerin istenen aksiyonu gerçekleştirdiği belirlenebilir. Buradan alınan bilgilerle farklı gruplara, farklı mesajlar gönderilebilir.
– Mesajlar müşteriye direkt olarak ulaştırılır.
– Gönderiler otomatikleştirilerek maliyetsiz tekrar satın almalar sağlanabilir.
– Internet kullanıcıların yarısından fazlası her gün e-maillerini kontrol etmektedir
– Dijital ortamda gerçekleştiği için doğa dostudur. (Green marketing)
– Geri dönüş oranlarına bakıldığında en başarılı online pazarlama ürünüdür.
Okumaya devam et

Hipnotik Dil Kalıpları

Hipnotik Dil Kalıpları
Fırat Bolazar

Kaynak: http://nlpakademisi.com/akademi/milton-model/hipnotik-dil-kaliplari/

Milton Model, ya da Hipnotik Dil Kalıpları, terapi ortamında trans oluşturmak ve danışana etkili önermelerde bulunmak amacıyla Milton Erickson’un kullandığı bazı anlatım yapılarını içerir. Aynı kalıplardan yararlanarak günlük dilde de farklı ortamlarda kullanılabilecek cümleler üretmek mümkündür.

Milton Model Meta Model’in zıttı olarak görülebilir. Cümle yapılarının bir kısmı da, Meta Model’de “tecrübeden kopuk hatalı dil kullanımı” olarak ele alınan ve sorgulanan cümlelerle aynıdır. Burada amaç, danışanın öznel tecrübesiyle çatışmayacak, detayları farklı tecrübelerle örtüşüp uyum sağlayacak kadar genel ifadeler kullanmak ve böylece danışanda direnç oluşturmayacak bir anlatım yapısını korumaktır.

Şimdi bu dil kalıplarına bir göz atalım.

Hipnotik Dil Kalıpları

1. Zihin Okuma [Mind Reading]: Bu bilgiye hangi süreçten geçilerek ulaşıldığı belirtilmeden bir kişinin duygu veya düşüncelerinin bilindiğinin öne sürülmesi

“Merak ettiğini biliyorum.”
Doğrusu “tahmin ediyorum” olmalıydı, ama “biliyorum” kelimesi daha güçlü bir etki yaratıyor.

2. Kaynağı Belirsiz Yargı İfadeleri [Lost Performative]: Kim tarafından ortaya atıldığı belirsiz yargı ifadeleri

“Merak etmek iyidir.”
Kişisel bir fikir genel kabul görmüş bir kural gibi ifade ediliyor.

3. Sebep-Sonuç [Cause & Effect]: Bir şeyin bir diğerine neden olduğunun ima edilmesi

“Her şeyin aslında sadece zihninde olduğu fark etmek olaylara çok daha farklı bir açıdan bakabilmeni sağlıyor.”
“Gözlerini kaparsan daha kolay gevşeyebilirsin.”

“Burada beni dinledikçe, kendini anlamaya başlayacaksın.”
Cümlenin ilk kısmı ikinci kısmı kaçınılmaz kılmıyor, ama önce doğru bir saptama yapılmış olması sonrasında yönlendirme yapılabilmesini sağlıyor. Okumaya devam et

Aynı Ürünü Rakibinden Daha Ucuza Alabilirim

Aynı Ürünü Rakibinden Daha Ucuza Alabilirim
Kayhan Yıldırım
Kaynak: http://www.muzakerebecerileri.com/blog/2016/4/22/ayn-rn-rakibinden-daha-ucuza-alabilirim

Dünya ekonomisi belki de tarihinin en ilginç dönemlerini yaşıyor. Arka arkaya yaşanan ekonomik krizler, alıcıların ellerinin daha sıkı olmasına ve daha sert indirim taleplerinde bulunmalarına yol açtı. Elleri güçlendi… Artık biliyorlar ki; pazar, alıcıların pazarı…

Zaman, alıcı ile satıcı arasındaki gücü, en azından dengelemek için çaba gösterme zamanı. Sert taktikler, blöfler, bel altı vuruşlar ve gereksiz masadan kalkışlar zamanı değil… Herkesin kazanabileceği, beraber oturup akıllıca konuşulduğunda, herkesin en iyi çıkarlarının sağlanabileceği satış müzakereleri yapmak mümkün.

Son zamanlarda yapılan araştırmalar ve kişisel deneyimler bizlere, müzakere ve satış konularında bir kaç ortak noktaya, acilen çözüm bulmamız gerektiğini gösteriyor:

Giderek artan fiyat odağı (sürekli indirim talebi)
Giderek artan metalaştırma (zaten ürünler aynı)
Giderek artan sadece fiyat odaklı müzakereler

Bu üç soruna da, hızlıca çözüm bulmak ister misiniz?

Müşterilerden, şu cümleleri sık sık duyuyoruz;

Daha hızlısını buldum…
Daha ucuza alabilirim
Daha iyi bir teklif aldım
Şirket içinde hallediyoruz
Rakibiniz daha iyi
Müşteriler her zaman ürününüzü/hizmetinizi diğerleri ile karşılaştıracaklardır. Yani anlaşamazsak, farklı alternatiflere ulaşabileceklerini söylemektedirler. Onlara göre tüm ürünler/hizmetler aynıdır. Amaçları, ödün vermenizdir. Okumaya devam et

Pazarlama ve Satışçılar İçin Renklerin Sırrı

Pazarlama ve Satışçılar İçin Renklerin Sırrı
Emrah Altuntecim
www.satispsikolojisi.com

Bu yazımı okuduktan sonra hayatınızda bazı yenilikler yapma ihtiyacı duyabilirsiniz. Kiminiz gardırobunu güncellemek isteyebilir, kiminiz mevcut kıyafetlerinizin nasıl kombine edebileceğinizi düşünebilir, kiminiz sevdiklerinizi onore etmeyi planlarken kiminiz ise kendi algı dünyasını analiz etmek isteyebilir… Bazılarımız ise pazarlama ve satış konusunda inovatif adımlar atmak da isteyebilir, köklü bir yenilenmeye ihtiyaç duyabilir. Ancak herkesin ortak deneyimi belki de şu olacak; makaleyi tamamladığınızda eğitim ve seminerlerimden sonra katılımcıların duyduğu heyecanın bir benzerini sizde hissedeceksiniz. Renklerin diğer duyu organları ve uyaranlar ile etkileşimi gibi ilginç noktaları da keşfetmek isterseniz “Satış Psikolojisi” isimli kitabımızı edinmeniz isabetli olacaktır.

Evet… Renkler hakkındaki düşünce yolculuğumuza başlayabiliriz…
Tabiattaki renkler; manyetik dalga olan ışığın değişik dalga boylarında algılanır. Değişik ışık tonlarında açıklık-koyuluk farklılıkları algılanır. Örnek vermek gerekirse; mavi renk retinanın hemen önünde odaklanır, bunun sonucunda ise mavi renk uzaklaşıyormuş hissini uyandırır. Renk spektrumunun kırmızı ucunda yer alan renkler ise retinanın arka kısmında oluşur ve bu nedenle baktığınızda kırmızı rengin üzerinize doğru geldiğini hissederiz. Okumaya devam et

Çok çalışarak çok üretmek mi yoksa yaratıcı üretmek mi?

Çok çalışarak çok üretmek mi yoksa yaratıcı üretmek mi?
Raci Cihan Şener

calisma3-300x187İsveç’te günlük mesai 6 saate iniyor
Çok yoğun çalışma saatlerine sahip bir toplumun bireyleri olarak bu başlık bazılarımızı şok etmiş olabilir. Halbuki sadece 150 – 200 yıl önce yani 19.yüzyılda Sanayi Devrimi zamanında işçiler günde 14 – 16 saat arasında çalışırlardı. O zaman onlar işçi olarak bile adlandırılmazlar, elleri ile yapmış oldukları işlerden dolayı onlardan “eller” diye söz edilirdi. Bu insani olmayan uygulamaya ilk defa Britanya’da karşı çıkılmış ve çalışma saatleri 8 saate düşürülmüştür. Teknolojik gelişmeler neticesinde çalışanlar daha kısa zamanda daha çok değer üretebilmeye başlamışlardır.

Çok çalışmak mı – verimli çalışmak mı ?
Şöyle bir iş yaşantımızda geçirdiğimiz zamanları düşünelim. Çalışma sürelerimiz kısalsa mevcut işlerimizi yetiştiremez miyiz? Aslında sormak istediğim şey günün ne kadarlık bir bölümünü verimli kullanabiliyoruz? Bu verimliliği arttırsak, çalışma saatlerimizi kısaltmanın yolunu bulmuş olmaz mıyız? Okumaya devam et

Satışçıların Performansını Arttırmak İçin

Satışçıların Performansını Arttırmak İçin…
Emrah Altuntecim
Yönetim Danışmanı, Eğitmen ve Yazar

Satışta kilit nokta satışçıdır. Ancak özellikle büyük markaların mağazalarını gezdiğimde satışçıların şirket yöneticileri tarafından çok da önemsenmediklerini üzülerek görüyorum. Mağazalar tasarlanırken mağaza personelin performansı pek de göz önüne alınmıyor. Aşırı aydınlık mağazalar gördüm, satış danışmanların gözleri aşırı ışığa maruz kaldıkları için kan çanağına dönmüştü. Mağazalar gördüm, personelin dinlenebileceği bir alan yok, mağazalar gördüm küçük de olsa bir mutfakları ve hatta bir su ısıtıcıları veya buzlukları bile yok. Mağazalar gördüm tuvaletleri yok! Benim temel prensiplerimden biri şudur: “Mutlu etmek için önce mutlu olacaksın.” Bizler mutsuz insanlardan diğer insanları mutlu etmelerini bekliyoruz ve sonuçta da mutsuz oluyoruz. Çalışanlarına değer veren firmaların ise çalışanları daha mutlu.. Çalışanlar da müşterilerin mutluluğu için doğal olarak sonuna kadar gayret sarf ediyorlar. İşim matematiği kısaca şudur: Çalışan mutluluğu=Müşteri Mutluluğu. Çalışanına değer vereceksin ki çalışanların da müşterilerine hak ettiği değeri tüm içtenliği ile sunabilsin. Bunun için de bir ermiş ya da filozof olmak gerekmiyor. Önce yöneticilerin manevi yönlerini kuvvetlendirmeleri, kişisel gelişim seminerlerine katılmaları, mesleki eğitimlerle bilgilerini tazelemeleri ve yüreklerindeki insan sevgisini personelleri ile paylaşmaları gerekiyor. Kölelik dönemi bitmesine rağmen kurumsal kölelik devam ediyor. Siz bu kölelik sisteminin bir çarkı olmamalısınız, mağaza çalışanlarının dünyanın en fedakar insanları olduğunu unutmayın. Gerçekten de yapılan araştırmalar mağazacılığın dünyanın en zor ilk 10 mesleğinde biri olduğunu gösteriyor. Bu işi yapan insanlar hobilerine zaman ayırmakta zorlanıyor, yeterince okumuyor, çoğu aile bile kurmakta zorlanıyor. Siz ayaklarınızı uzatıp TV’de Güldür Güldür Şov’u keyifle izlerken mağazacılar günün en stresli işlerinden biri olan kasa kapatma işlerini yapıyor, mağazayı derleyip topluyor.. Siz bu insanlara “müşterilere neden gülümsemiyorsunuz?” diye sorduğunuzda size verecekleri onlarca cevap olabilir.. Dolayısıyla mağaza atmosferine mağaza çalışanlarına yardımcı olabilecek, onların daha sağlıklı ve neşeli bir psikoloji içinde çalışmalarına yardımcı olacak fiziksel koşulları mağaza atmosferi içine dahil etmelisiniz. Okumaya devam et

WhatsApp Uygulamasını Bir Pazarlama Aracı Olarak Kullanmak

WhatsApp Uygulamasını Bir Pazarlama Aracı Olarak Kullanmak
Dr.Zeki Yüksekbilgili

whatsapp-logo2016 yılında pazarlamada yaşanacak değişimleri paylaşırken “tüketicileştirme” yani bireysel teknoloji ürünlerinin çalışanlarca kurumlar içerisinde de kullanılmaya başlanması ve kurumların vazgeçilmezi haline gelmesi konusunu tüm mecralarda tartışmıştım. Akıllı telefonlar ve tabletlerin kullanımının yaygınlaşması hatta vazgeçilmez olması ile Skype ve WhatsApp gibi yazılımların kurumlardaki teknolojik değişimin en büyük etkenleri olacağını öngörmüş ve tüketicileştirmenin pazarlamayı özellikle de mecraları değiştireceğini söylemiştim. Bu yazımda da tüketicileştirmenin pazarlamaya uyarlanmasına bir örnek oluşturabilecek, tamamen ücretsiz ve etkin bir uygulamayı bu bakış açısı ile inceleyeceğiz; WhatsApp uygulamasının bir pazarlama aracı olarak kullanılmasını…

Facebook’un 19 milyar dolara satın almasının ardından daha da büyüyen WhatsApp, dünyanın en popüler mesajlaşma servisi haline geldi. Dünya genelinde 800 milyondan fazla aktif kullanıcıya sahip WhatsApp uygulaması Android’de bu zamana kadar en çok indirilen 5’inci uygulama olma unvanına sahip. WhatsApp’ta günde 30 milyar mesaj gönderiliyor ve alınıyor. Günlük gönderilen sesli not sayısı ise 200 milyonu buluyor. Uygulamayı indiren ve yeni kayıt olanların sayısı ise günde 1 milyon. Birçok ülkede kullanıcılar haftada ortalama 195 dakikayı uygulamada geçiriyor. Üstelik uygulamanın diğer kanallara göre önemli avantajları var; Okumaya devam et

Özgür Müşteri

Özgür Müşteri
Fatih Gümüş

İnsanların alış-veriş davranışlarını onlarca hatta yüzlerce değişkeni dikkate alarak ve işe koşarak inceleyen bilim adamları, neredeyse istisnasız müşterinin en özgür olduğu anı alış-veriş yaptığı an olarak işaret ederler. Gerekçe olarak ta şöyle söylerler: para harcayan müşteri en özgür müşteridir. Çünkü para insana, başkalarına hükmetmeyi sağladığı veya başkalarının istendik yönde ilgisini kazandırdığı için sahibini özgürleştirir. Pekiyi, bu söylem haklı mı? Bakış açısına göre değişmekle birlikte günümüz dünyasında işleyen düzen açısından kısmen haklı denilebilir.
Kısmen denilmesinin nedeni, müşterinin bilinen bilinmeyen pek çok yöntemle istediği gibi alış-veriş yapma özgürlüğünün kısıtlandığı gerçeğidir. Zira adına teknik, taktik, strateji denilen ve amacı müşteriyi iradesinin dışına çıkartarak satın almaya zorlayan pek çok yöntem müşteriyi sözde özgür müşteriye dönüştürmektedir.
Örneğin bir özgür müşteri alış-veriş sırasında şunlarla karşılaşabilir: Okumaya devam et

E-Ticarette Etkileşimi Arttırmak İçin Hemen Sonuç Alabileceğiniz 6 İpucu

E-Ticarette Etkileşimi Arttırmak İçin Hemen Sonuç Alabileceğiniz 6 İpucu
Dr.Zeki Yüksekbilgili

Bilgisayar, tablet veya cep telefonu gibi mobil cihazlar aracılığıyla internet üzerinden yapılan işlemler “Online” olarak adlandırılma, ürün ya da servis siparişi online kanaldan verilen, teslimatı online ya da çevrimdışı (elden, kargo aracılığı vb online olmayan teslimatlar) olan, ödemesi online kanaldan ya da çevrimdışı (kapıda ödeme, havale, eft vb) yapılabilen alışveriş is e-ticaret olarak adlandırılmaktadır. Artık sayısal dünya artık geleceği ifade etmemekte, tam anlamıyla sayısallaşan bir dünyaya bugün erişebilmekteyiz. Türkiye’de e-ticaretin 2015 yılı hacmi 25 milyar TL, e-ticaretin genel perakende içindeki payı ise % 1,3[1]. 2015 yılında e-Ticaret yıllık %31’lik bir artış göstermiş durumda[2]. Dolayısıyla birçok girişimci, e-ticarette etkileşimi arttırabilmek için çaba harcamaktadır. Bu makalede, e-ticarette etkileşimi arttıracak ipuçları paylaşılmaktadır.

1

Okumaya devam et